Düşüngörü

Düşünce · Edebiyat · Eleştiri

Kusurları Benimseme Sanatı; Kintsugi
Felsefe-Kültür3 dakika okuma155 görüntülenme

Kusurları Benimseme Sanatı; Kintsugi

Eski bir japon zanaatı ve aynı zamanda felsefesi olan Kintsugi’yi hem zanaat bakımından hem de ağırlıklı olarak felsefe bakımından ele alıyoruz. İyi okumalar.

m
mary

"… bu felsefeye göre göre kırılma aslında bir kayıp değil yeni bir varoluş demektir. Kırılan yerlerin kırılmışlıklarını görmezden gelmek yerine özellikle daha belirgin bir hale getirerek onu kendi tarihinin bir parçası yapar. Parçalanmaya karşı bir mücadeledir. İncinme reddedilmez ya da bastırılmaz. Fakat yaşamın hiçbir unsuru kusur olarak görülmez. Yaşanan hayal kırıklığı olsa bile çok değerlidir."

Kintsugi Sanatının Ortaya Çıkışı

Rivayete göre büyük bir japon komutan olan Ashhikoga Yoshimasa'nın çok sevdiği çay fincanı kırılır. Buna üzülen komutan fincanını onarmak ister ve bunun üzerine fincanı tamir için Çin'e gönderir. Çinli ustalar o zamanki koşullarla bardağı metal zımbalarla onarmaya çalışırlar. Fakat komutan bu yöntemi beğenmez ve estetik olarak hoş bulmaz. Bu sefer bardağını japon zanaatkarlara verir. Ustalar bu sefer tasarım odaklı çalışırlar ve çatlakları önce alçıyla birleştirip daha sonra altın tozu ile süslerler. Çalışma bitince çay bardağı eskisinden çok daha güzel ve benzersiz olur. Bunun üzerine altın anlamına gelen "Kin" ve birleştirmek anlamına gelen "Tsugi" kelimeleri birleşerek bir sanat dalı olan Kintsugi'ye dönüşür.

Kintsugi Felsefesi

Kintsugi somut bir zanaat olsa da içinde çok güçlü bir felsefe barındırır, hatta kırık porseleni onarmaktansa kusurları benimsemek felsefesi ile öne çıkar. Ayrıca budist öğretisine dayanan wabi-sabi anlayışından ve japon felsefesinde israftan utanmak, israfa üzülmek felsefesi olan mattainai düşüncesinden ilham almıştır.

Kintsugi yarayı gizlemez ya da üstünü cilalayıp boyayıp görünmez yapmaya çalışmaz. Aksine ortaya çıkarır. Güzelleştirerek, benimseyerek, güzel anlamlar yükleyerek ortaya çıkarır. Kırılmak kaçınılmazdır. Ancak kırıkları benimsemek ve ne kadar derin olursa olsun nazikçe belirtmek bu felsefenin en önemli öğretisidir. Büyük bir olgunluk sergileyip zamanında "ben burdan kırılmıştım" der. Kırılmayı normalleştirir, bir zamanlar kırılmış olmayı normalleştirir.

Kırılan bardağı hiç kırılmamış gibi kusursuz gibi göstermeye çalışarak tamir etmektense kırıklarını naif bir biçimde süslemek, kırılan bardağı kusursuzun üstüne, kusurlarını kabul etmişe ulaştırır. Kırıkları benimsemek onlarla barışmaktır. Üzerine yük yüklemez, seni olgunlaştırır ve hafifletir. Mükemmellik maddenin hiç ulaşılmayacağı bir idealdir, mükemmellik maddi şeylere mal edilmemiştir. Bunu elde etmeye çalışmak bir bakıma çölde serap kovalamaktır.

Günümüzdeki tüketim çılgınlığı, sürekli vurgulanan mükemmellik bu felsefeye tam anlamıyla ters düşer. Kusurları inkar etmek veya sürekli kapatmaya çalışmak insanın açıkça kendi doğasına savaş açmasıdır. Doya doya yaşanan hiçbir hayat "mükemmel" değildir. Mükemmel görünmek mümkündür, o yüzden sürekli mükemmel gibi görünen insanlarla karşılaşmak ve kendini onlarla kıyaslarken bulmak olasıdır. Ancak bir kişiyi tüketmenin en kolay yolu ona hedef olarak asla ulaşamayacağı bir noktayı işaret etmektir. Huzurlu bir hayat yaşamak; çatlakları, kırıkları, kusurları bağrına basıp yoluna devam etmektir. Kintsugi'nin somut örnekleri kanıt olarak sunarak öğütlediği şey budur.

Paylaş:

Yorumlar

Yükleniyor...

Yorum yapmak için giriş yap veya hesap oluştur.