Düşüngörü

Düşünce · Edebiyat · Eleştiri

Felsefe3 dakika okuma0 görüntülenme

Dostluk Üzerine

Üzerinden tam 1 sene geçmiş olan bu yazımda insanların neden ve niçin dostluk bağları inşa ettiğini ve bu bağların kuvvetinin hangi etkenlere bağlı olduğunu inceledim. NOT: Orijinaline zarar vermemek adına şu anda katılmadığım noktaları ve değişen düşüncelerim olmasına rağmen metin üzerinde herhangi bir düzenlemeye gitmedim. *"Mizaç" kavramı yerine "karakter" kavramını kullanmak, çok daha yerinde olacaktır.

a
abdullatiftig

(21/06/2025)

Her nevi dostluk gerek nedensel gerek ereksel maksatlarla tesis edilmektedir. Tabii bu anlamda dostlukların özneleri de bu maksatların mahiyetini, mizaçları dolayısıyla belirler niteliktedir. Kişilerin maksatlarının da aynı şekilde bu mizaçların gereksinimlerine hizmet eder şekilde, egoistik doğasının pragmasını düşünür şekilde olduğunu da görmekteyiz. Nitekim dostlukların tesisi ve bekası, bu dostlukların öznelerinin mizaçlarının gereksinimlerinin uyuşması ile sağlandığı istidlal edilir.

Mizaçların incelenmesi mevzusuna gelecek olursak, sanıyorum ki; insanlar mizaçları itibarıyla ruha ve bedene verdikleri önem olmak üzere iki uçlu spektruma tabidirler. Anlaşılacağı üzere ruha verilen önem; rasyonalite, otantiklik ve doğru olanı bulma şeklinde iken bedene verilen önem ise hazların peşinde koşma ve bunu maksimize etme yönündedir. Burada dikkat edilmesi gereken, mizaçlar için "sahip olmak" yerine "önem vermek" fiilini kullanmamdır. Zira bir kişinin mizacı, ruha önem vermeye meyyal olup da daha ziyade kendini hazlara gömmekte olabilir. Aynen tersi şekilde bedene önem vermeye meyyal kişi de çeşitli nedenlerden ötürü kendini hazlardan uzak bir meşgale içerisinde bulabilir. Ben burada birinci durumu dalaletin, ikinci durumu ise daha büyük ya da uzun süreli bir haz için potansiyel anlık hazlardan feragat yahut zaruriyet olarak yorumlamaktayım. Asıl mevzuya dönecek olursak; diyeceğim o ki bizim dostluklarımız, mizaçları itibarıyla bahsi geçen spektrumda bulunduğumuz konuma yakın kişilerle tesis edilir ve bu anlamda uyumuyla bekası söz konusudur. Mizacımızın getirisi spektrumdaki konumumuz, bu anlamda nedensel maksatlardandır; mizacınızın gereksinimlerini karşılama arzumuz ise ereksel maksatlardandır.

Kişinin mizacına uygun bir dostluk yaşaması da olumsaldır. Kişinin mizacına uygun bir dostluk yaşayabileceği kişiler bulamaması, onu ya mahzun bir münzeviliğe ya mizacını yeniden şekillendirmeye ya da mizacına uygun olmayan ilişkilere girmesine sebebiyet verir. Bu sorunlara ruha önem veren mizaçlar için nevi şahıslarına münhasır otantikliklerini geliştirmeleri ve münzevilikleri için üzülmemeleri, zira belirttiğimiz üzere bu inzivanın sebebi onlarda bulunan bir noksan değildir; bedene önem veren mizaçlar için de yalnızlıklarında tatmin olabilecekleri hazlar keşfetmeleri ve bunlar ile iktifa edebilecek hâle gelmeleri benim açımdan çözüm niteliğindedir. Tabii ki insanlar bu konuda tamamıyla herhangi bir uçta değillerdir, ki bu yüzden ruha ve bedene verilen önem itibarıyla bir spektruma tabilikten bahsettim, ve gereksinimleri de aynı oranda mukabele edilmelidir.

Kişinin ruha ve bedene önem vermesi itibarıyla mizaçlarının mahiyeti hakkında kelam edecek olursak, mizaçlar belli başlı önermelerle müteşekkildir. Bu önermeler, doğruluk ve yanlışlıkları ikisinden birisine atfedildikten sonra aksiyolojik bir değere sahiptir ki bu değerler sıralamasına göre eylemektedirler. Bu önermelerden ruha önem verenlerin mi yoksa bedene önem verenlerin mi aksiyolojik skalada bulundukları konum itibarıyla diğerinden yüksekte ve yoğunlukta bulunduğunun cevabı da bizlere ilgili şahsın spektrumdaki konumuna dair bilgi verecektir. Belirtmem gerekir ki bu paragrafı anlamak için bkz. "Aksiyolojik Senkretizm" teorim.

Hasılıkelam insanlar dostluklarını mizaçlarının getirdiği maksatları karşılayacak insanlarla tesis ederler. Burada maksatlar karşılandığı ölçüde dostluğun bekası söz konusudur. İnsanların mizaçlarını teşekkül eden maksatları da mizaçlarının gereksinimlerinden müteşekkildir. Bu gereksinimler de önerme önerme incelendiğinde ruha ve bedene önem verme itibarıyla ayırt edilebilmekte ve birinin ötekine göre yoğunluğu ve aksiyolojik yüksekliği, kişinin mizacının yine ruha ve bedene önem verme uçlarından müteşekkil iki uçlu spektrumdaki konumunu belirlemektedir. En son olarak da kimse mizacına uygun dostluk bulamamasından ötürü hüzün duymamalıdır; zira bu olumsaldır, kişinin elinde olan bir şey değildir. Bunun yerine ruha önem veren mizaçlar, basitçe kendilerini geliştirmeli; bedene önem veren mizaçlar, yalnız kaldıklarında da kendilerini tatmin edebilecek hazlar bulmalıdır.

Paylaş:

abdullatiftig yazısından daha fazlası

Tüm yazılar →
Felsefe1 dk okuma

İnsanın Sosyalleşme İhtiyacının Tespitinden Hareketle İsteme'nin Arzularının Neliğine Varım

abdullatiftig·
Felsefe3 dk okuma

Kişinin Anlam Arayışı Üzerine

abdullatiftig·

İlgili Yazılar

Tümü →
Felsefe1 dk okuma

İnsanın Sosyalleşme İhtiyacının Tespitinden Hareketle İsteme'nin Arzularının Neliğine Varım

abdullatiftig·
Felsefe3 dk okuma

Kişinin Anlam Arayışı Üzerine

abdullatiftig·

Yorumlar

Yükleniyor...

Yorum yapmak için giriş yap veya hesap oluştur.