Kişinin Anlam Arayışı Üzerine
Bu yarım kalan yazımda insanın anlam arayışında izlemesi gereken metot üzerine bir inceleme yürüttüm. NOT: Orijinaline zarar vermemek adına şu anda katılmadığım noktaları ve değişen düşüncelerim olmasına rağmen metin üzerinde herhangi bir düzenlemeye gitmedim.
(18.06.2025)
Kişinin anlam arayışı rasyonel bir zeminde gerçekleşmelidir; bu alanda herhangi bir şüphe olmadığı kanısındayım. Peki nedir bu rasyonelliğin mahiyeti? Özellikle de tikel bireylerin anlam arayışında, burada beklentim, kişinin anlamı sorgulama sürecini gerçekleştirirken bilme düzeyinde olduğunu düşündüğü önermeler ile açıklayabilecek durumda olmasıdır. Bunun epistemolojik araştırması, bilginin neliği, şimdilik değinmeyeceğim bir nokta olacaktır. Zira burada kişinin yönelmesini istediğim şey; bilgi nedir, ne değildir gibi ziyadesiyle kapsamlı sorular değil, inancını birtakım sanılar üzerine inşa etmemesidir.
Bu ikaz niteliğindeki takdimden sonra, kişinin bu arayışı nasıl gerçekleştirmesi gerektiğine odaklanalım. İlkin şunu söylemem gerekir ki her inanç sistemi bizlere mümkün bir paradigma¹ sunmaktadır. Mümkün demekle kastım da bunların herhangi bir şekilde zaruriyet teşkil etmeyip yalnızca olanı yahut kendi paradigmasınca olmayanı, e.g. idealizm, yorumlamada muhtelif farklı bakışlara sahip olmasıdır. Bu anlamda yine zarurî, zorunlu bilgiden kastım da aksinin aklen mümkün olmadığı önermelerdir. Bir nevi zorunlu-mümkün-muhal tasnifini epistemolojide de uyguladığım söylenebilir. Başa dönecek olursak kişinin kendini mümkün paradigmalar havuzunda bulması, onun evrenden beklediği salt zarurî ve dolayısıyla objektif anlamın yoksunluğunun sonucudur. Peki bu anlamsızlığa götürür mü kişiyi? Evrende bir anlam olması gerekiyorsa bunun ancak zarurî bilgiler, önermelerle oluşan bir paradigma ile mi sağlanması gerekir? Benim buna yanıtım, olumsuzdur. Zira paradigmalardaki önerme çeşitliliğinin aralarında zorunlu bilgi barındırmasını da göz önünde bulundurmak gerekir. Örneğin Aristoteles’ten gelen “unmoved mover” konsepti zarurî bir bilgi olarak çoğu dinin ve inanç sisteminin paradigmasında yer edinmektedir. Lakin bu, takdir edersiniz ki, ilgili paradigmanın doğruluğunu bütünüyle tanıtlar nitelikte değildir; onu mümkün kılmaktan kurtaramaz, zarurî etmeye muktedir değildir. Yalnızca bu zarurî bilgiyi bünyesinde barındırmayan paradigmalara, e.g. materyalizm, tercih edilebilir kılmaktadır. Zarurî bir bilgiyi reddeden bir paradigma, baştan olumlanabilir değildir.
Öyleyse buraya kadar paradigmaların barındırdıkları gerek zarurî gerek mümkün bilgi veren önermelerden oluştuklarını ve zarurî bir bilgiyi yadsıyan herhangi bir paradigmanın kabul edilemez olduğunu çıkarsamış olmamız gerekir. Bu bizim elimizde incelememiz gereken olan mümkün paradigmalar havuzunu daralttığımız anlamına gelir. Kapsamı biraz daha daraltacak olan başka bir şey de paradigmaların kendi içlerindeki önermelerin aksiyomların birbirleriyle tenakuz içerisinde olmamasıdır. Bunu açıklamaya gereksinim duymamaktayım, kişinin bizzat paradigmanın kendisinin incelenmeye tabi tuttuğunda göz önünde bulundurması gereken basit bir kuraldır bu da.
Paradigmaların aksiyomları, evrensel nitelikte kapsayıcı olmalıdır ayrıca. Bunlar değerlendirecekleri her fenomen için geçerli olmak durumundadırlar. Aksi takdirde aksiyom niteliklerini yitirirler ve yalnızca belli başlı olaylar için cari ancak kapsayıcı olamayan kuramlar olma konumuna düşerler. Bu da paradigmayı olumlayan bireyin bazı fenomenlere anlam verememesine yol açacaktır, zira aksiyom addettiği baştan bunu verebilecek nitelikte değildir.
Tüm bu ön koşulları sağlayabilen ve böylece elimizde kalan paradigmaları incelemeye gelelim şimdi de. Burada bünyesinde zarurî bir önerme barındıranlar, bir önceliğe sahip olmamaktadırlar; zira bunları yadsımamaları hâlihazırda onların bunları olumlandığını gösterir. Hâlbuki bizim aksiyom olma iddiasında olan önermelerin doğruluk değerini zarurî yahut mümkün olmamak bakımından değerlendirmemizdeki maksat, paradigmayı olumlamaktan ziyade cerh etme yönündedir. Zira tümevarım sorunsalında olduğu gibi aksiyom aleyhine tek bir örnek, önermeyi cerh edebilmektedir.
Paradigmaların aksiyomlarını incelemeye devam etmek gerekirse bunların tamamıyla zarurî olanlardan oluşmadığı, zaten böyle bir durum söz konusu olduğunda bu paradigmanın hâlihazırda reddedilemez olduğunu çıkarsamış olmamız gerekir. O hâlde bizim ele alacağımız aksiyomlar, mümkün niteliğinde olanlar olacaktır; biz bu minvaldeki önermelerin tasnif ve tahkikini yürüteceğiz demektir. Bunun için de gereken epistemolojik tahkikatı yapma durumunda olacağız.
(1): Paradigma sözcüğünü, belli başlı önermelerin aksiyom kabul edildiği ve bunlar üzerinden gelen her fenomeni bu önermelerce tümdengelimsel biçimde açıklayan sistem anlamında kullanmaktayım.
abdullatiftig yazısından daha fazlası
Tüm yazılar →İlgili Yazılar
Tümü →Yorumlar
Yükleniyor...